İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

UNESCO, 2021’i Yunus Emre, Ahi Evran – Nasrettin Hoca, Hacı Bektaş-ı Veli yılı ilan etti

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO 2021’i, “Hacı Bektaş-ı Veli Yunus Emre ve Ahi Evran Yılı” ilan etti. Evrensel boyuttaki düşünce ve öğretileriyle asırlardır sevgi, hoşgörü, birlik ve barışın simgeleri olan Türk büyükleri Türkiye başta olmak üzere farklı ülkelerde etkinlikler düzenlenecek.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO 2021’i, “Hacı Bektaş-ı Veli Yunus Emre ve Ahi Evran Yılı” ilan etti. Evrensel boyuttaki düşünce ve öğretileriyle asırlardır sevgi, hoşgörü, birlik ve barışın simgeleri olan Türk büyükleri Türkiye başta olmak üzere farklı ülkelerde etkinlikler düzenlenecek.

UNESCO Genel Konferansı kararıyla 2021 yılı için Türkiye’nin önerisi Azerbaycan, İran, Kuzey Makedonya ve Romanya’nın desteği ile Hacı Bektaş-ı Veli, Anma ve Kutlama yıl dönümleri programına alındı. Tasavvuf ve Halk Şairi Yunus Emre ile fikir adamı ve esnaf sanatkarların lideri Nasrettin hoca olarak da tanınan Ahi Evran da aynı programlar çerçevesinde anılacak.

UNESCO tarafından yapılan anma ve kutlama yıl dönümleri 1956 yılında başladı, Türkiye ise bu programa ilk kez 1981 yılında Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 100. doğum yıl dönümü ile katıldı. Atatürk’ün doğumunun 100. yıl dönümünü tüm dünyada kutladı. Mimar Sinan’ın vefatının 400. yıl dönümü, Yunus Emre’nin doğumunun 750. yıl dönümü, Mevlana’nın doğumunun 800. yıl dönümü, Nasreddin Hoca’nın vefatının 700. yıl dönümü, Osmanlı Bilim ve Kültür Mirası oluşumunun başlangıcının 700. yıl dönümü, Nazım Hikmet’in doğumunun 100. yıl dönümü de UNESCO Anma ve Kutlama programları arasına alındı.

HACI BEKTAŞ KİMDİR?

Gerçek ismi, Seyyid Muhammed bin İbrahim Ata olan Hacı Bektaş-ı Veli, Horasan’ın Nişabur şehrinde 1281 yılında doğdu. İlk eğitimini Şeyh Lokman-ı Perende’den aldı. Lokman-ı Perende, Ahmed-i Yesevi’nin halifelerindendi. Eğitimini tamamladıktan sonra Anadolu’ya gelen Hacı Bektaş-ı Veli, kıymetli talebeler yetiştirdi. Kısa zamanda tanınarak büyük rağbet gördü. Bu sırada Anadolu’da dini, iktisadi, askeri ve sosyal teşekkül olan ve kendisinin de bağlı olduğu “Ahilik Teşkilatı” ile hizmetler yapan Hacı Bektaş-ı Veli ve talebeleri, Osmanlı sultanları tarafından da hürmet gördü.

Hacı Bektaş-ı Veli

Bu sıralarda kuruluş devrinde olan Osmanlı Devleti’nin sağlam temeller üzerine oturmasında büyük hizmetleri oldu. Yeniçeriler Hacı Bektaş-ı Veli’yi kendilerine manevi lider olarak kabul etti. Hacı Bektaş-ı Veli, asırlarca Yeniçeriliğin piri, üstadı ve manevi hamisi olarak bilindi. Bu bağlılık, cephedeki gayret ve kahramanlıklarında da olumlu sonuçlar verdi. Yeniçerilere tarihte ‘Hacı Bektaş Velî Çocukları’ adı da verildi. 1338 yılında vefat eden Hacı-Bektaş-ı Veli’nin türbesi, Nevşehir’in Hacıbektaş İlçesi’nde yer alıyor ve 1964’ten beri müze olarak kullanılıyor. Yılda yaklaşık 600 bin kişi tarafından ziyaret edilen müze, Türkiye’nin en çok gezilen 8. müzesi oldu.

Türbe, UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi’ne de alındı.

Yunus Emre kimdir?

Yunus Emre, tasavvuf şiirinin en önemli temsilcisidir. Hayatı hakkında çok az şey bilinen Yunus Emre?’nin, on üçüncü yüzyılın ikinci çeyreği ile on dördüncü yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığı düşünülmektedir. Bazı araştırmacılar Sarıköy?’de yaşadığını, bazılarıysa Karamanlı olduğunu düşünür. Hacı Bektaş Veli?’nin bir eserine dayanarak Sarıköy?’de yaşadığı ihtimali daha güçlü görünmektedir. Ölümü 1320 olarak kabul edilen Yunus Emre’?nin seksen iki yaşında öldüğü söylenir. Buna göre doğum tarihi de 1238 yılına denk gelmektedir. Yunus Emre?’nin eserleri yaşamı hakkında bazı bilgiler içermektedir. Bütün bir Anadolu’?yu dolaştığı, Mevlana’?yı gördüğü eserlerinde geçen cümlelerden anlaşılmaktadır.

Yunus Emre

Yaşamı

Yunus Emre’nin yaşamı halk arasında şöyle anlatılmaktadır: Yunus Emre küçükken okula gitmiş ama alfabeyi bir türlü öğrenememiştir. Bunun üzerine okulu bırakıp köyünde çiftçilik yapmaya başlamıştır. İlerleyen yıllarda kıtlık olur. Yunus da kıtlıktan etkilenir. Kırşehir’?e yakın Sulucakarahöyük’?te Hacı Bektaş Veli adlı biri olduğunu ve kapısına gelen ihtiyaç sahiplerini eli boş göndermediğini duyar. Bunun üzerine Hacı Bektaş Veli’?nin yanına gitmeye karar verir. Yolda giderken eli boş gitmemek için alıç toplar. Hacı Bektaş Veli’nin dergâhına varır. Hacı Bektaş Veli, Yunus’?un samimi ve saygılı davranışlarından çok memnun kalır. Yunus’?un buğday için geldiğini öğrenince “?Sorun bakalım buğday mı ister, himmet mi?”? der. Bu sözleri duyan Yunus ?”Ben himmeti ne yapayım, karın doyurmaz ki, bana buğday gerek”? der. Buğdayını alan Yunus yola çıkar.

Yolda giderken buğdayı aldığına pişman olan Yunus, geri döner. Hacı Bektaş Veli?’nin huzuruna çıkar ve buğdayı istemediğini himmet istediğini söyler. Hacı Bektaş Veli “?O söylediğin artık geçti biz o anahtarı Taptuk Emre?ye verdik”? der. Yunus, bunun üzerine Taptuk Emre’?yi bulmak için yola çıkar. Taptuk Emre?’yi bulur ve ona durumu anlatır. Taptuk Emre’?nin dervişi olur ve dergâha odun taşımakla görevlendirilir. Kırk yıl odun taşıdığı dergâha bir tek eğri odun getirmez. Sebebini soranlaraysa “?Bu kapıdan içeriye odunun eğrisi bile giremez”? der. Taptuk Emre kızını Yunus ile evlendirir ama Yunus şeyhinin kızına kendisini layık görmediği için kıza elini sürmez. Onun tek amacı erenler mertebesine ulaşmaktır. Yunus bir türlü erenler mertebesine ulaşamadığını düşünüp, üzülür ve Taptuk Emre?’nin yanından ayrılır.

Taptuk Emre’?den ayrı geçirdiği zaman içinde başından geçen bazı olaylar sonucunda Yunus istediği mertebeye ulaştığını anlar. Tekrar Taptuk Emre’?nin yanına döner ama Taptuk Emre’?ye mahcup olduğu için önce karısı ile görüşür. Şeyhinin kendini affetmesini ister. Kadın “?Bilirsin gözleri görmez, sen kapının eşiğine yat. O sabah namazına kalktığında ayağı sana dokunur. Bu kim diye bana sorar. Ben de Yunus, derim. Eğer hangi Yunus derse ses çıkarmadan çek git. Yok, eğer bizim Yunus mu derse, kalk şeyhinin eline sarıl” ?der. Kadının dediğini yapan Yunus şeyhinin ?”Bizim Yunus mu??” sorusu üzerine kalkar şeyhini ellerine sarılır. Bu olaydan sonra da Yunus’?un hayatını kaybettiği söylenir.

Fikrî ve edebî kişiliği

Yunus Emre sanat yaşamında halka, halkın dili ile hitap etmiştir. Yani Türkçe?yi çok güzel kullanmıştır. Öz Türkçe ile eserler vermiştir. Bu da Yunus’?un her zaman okunup anlaşılmasında önemli bir rol oynamıştır. Yunus’?un şiirleri tasavvuf ağırlıklıdır. Tasavvuf; ruhunu temiz tutmak, Allah sevgisini kalbinde yaşamak, Allah’?ı öylesine sevmektir ki cennet için değil, onun sevgisine erişebilmek için uğraş vermek, ömrünü bu yola adamak demektir. İşte Yunus şiirlerinde genellikle bu konuları işlemiştir. Onun hoşgörüsü de çok önemlidir. ?”Yaratılmışı hoş gördük, yaratandan ötürü”? diyebilecek olgunluktadır. Yunus Emre bir halk şairi değil halkın şairidir. Öylesine çok sevilmiştir ki Anadolu?’nun çeşitli yerlerinde adına anıt mezarlar yaptırılmıştır. Aruz ölçüsü ile de şiirler yazmıştır ama onun en güzel şiirleri hece ölçüsü ile yazdıklarıdır. Yunus Emre?’nin “Risalettü?n- Nushiyye” ve “Divan” olmak üzere iki eseri vardır. Eserlerine başka âşıkların eserleri karıştıysa da sonradan bunlar ayıklanmıştır.

Ahi Evran Kimdir ?

Ahi Evran 1171 yılında Azerbaycan’ın Hoy şehrinde doğmuş ve 1262 yılında Kırşehir’de vefat etmiştir. Asıl adı Nasıruddin Mahmud Ahi Evran bin Abbas’dır. Yapılan çalışmalarda Ahi Evran ile Nasrettin Hoca’nın aynı kişi olduğu ortaya çıkarılmıştır.

Ahi Evran, ilk eğitimini Hoy’da alıp Ahmet Yesevi’nin talebelerinin sohbetlerinde bulunmuştur. Hacı Bektaş veli ve Mevlana ile aynı dönemde yaşamıştır. Ahi Evran’ın adı kayıtlara Nasir üd-din EbüI-Hakäyik Mahmud El Hoy olarak geçmiştir. Evran ismi ise herkesi korkutan yılanın onu görünce sakinleşmesi sebebiyle insanlar tarafından anılmaya başlanmıştır. Orta Asya’dan Anadolu’ya gelen alperenlerden biri de Ahi Evran’dır. Denizli, Konya ve Kayseri gibi şehirleri gezerek Ahilik teşkilatının kurulması ve yayılmasında önemli rol oynamıştır. Asıl mesleği debbağlıktır. Osmanlı Devleti zamanında Ahi Evran’ın esnafın piri olarak kazandığı ün Anadolu, Rumeli, balkanlar ve Kırım’a kadar yayılmıştır. Ahi Evran, Moğol istilasından kaçarak Anadolu’ya gelen sanatkâr ve tüccarların dayanışmasını sağlamıştır. Onlar arasında sağlam bir birlik oluşturarak kaliteli mal üretmelerini teşvik etmiştir. Daha sonra Kırşehir’e yerleşerek vefat edinceye kadar burada yaşamıştır.

Ahi Evran Nasrettin Hoca

Ömrünün sonlarına doğru Anadolu Selçuklu Devletindeki taht mücadelelerine karışmış ve II. İzzeddin Keykavus tarafını tutmuştur. Mevlana ve çevresi ile siyasi ihtilafa düşer. Bu ihtilafta da Mevlana’nın oğlu Alaaddin Çelebi Ahi Evran’in yanındadır. Mevlana’nın diğer oğlu Sultan Veled’in, Ahi Evran’in ölümü üzerine yazdığı rubaide geçen ay tutulmasına dayanarak 12 Nisan 1261’deki meydana gelen parçalı ay tutulması aynı zamanda Ahi Evren’in ölüm günüdür.

Prof. Dr. Mikail Bayram yaptığı araştırmayla Nasreddin Hoca’nın kimliğini tespit etmeye çalıştı. Bayram’a göre Nasreddin Hoca Anadolu Selçukluları zamanında yaşayan, daha çok Türkmen esnaf ve sanatkârlar arasında meşhur olan, Ahilik teşkilatının kurucusu Ahi Evren diye tanınan Hâce Nasîrüddin Mahmûd el-Hûyîdir.

Kaynak: Erkin Ses

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir